Ârif ol, ehl-i dil ol, rind-i kalender-meşreb ol
Ne müselmân-ı kavî, ne mülhid-i bî-mezheb ol
Nef’î
Dünyadan yüz çevirmiş, toplum kurallarını reddetmiş hatta öyle ki kaşlarından, saçlarından, kılık kıyafetlerinden geçmiş “gezgin derviş”ler, bir başka deyişle “azad”lar… Ortaçağ’ın renkli dünyasında Cemâleddin Sâvî’nin çehar-darb yani dört vuruşla kaşlarını, saçlarını, bıyık ve sakallarını kırkan dervişleri; Kutbuddin Hayder’in pos bıyıklı Hayderîleri ve bir yere bağlı olmayan tekinsiz gezginler dikkat çekici simalardı. Bunlar hayvan postlarına bürünen, boynuzlar, baltalar, teberler ve boncuklarla donanan, vücutlarını delip küpeler takınan dervişlerdi… Dağ başlarında, hanlarda, yol kenarlarında konaklıyor, halktan gelenlerle geçiniyorlardı. Şüphesiz hepsi “dünyadan geçmiş” erenler değildi. Bazıları zararlı maddeler kullanıyor, hatta bir kısmı casusluk bile yapıyordu. Hem Avrupalı ressamlar hem de Müslüman nakkaşlar bu tekinsiz simaları resmetmeyi sevmiştir. Fransız Coğrafyacı Nicolas de Nicolay’ın seyahat notları için çizilen 1580 tarihli tasvirde koyun postuna bürünmüş bir “Türk Dervişi”ni kendi vücuduna zarar verirken görürürüz. Buna gelenekte “elif çekmek” denir, pek çok eserde “elif çekmek” sevgilinin açtığı yaraları sembolize ederdi. Bu tasviri alıp, Hayderî ve Kalenderîlerin izlerini asırlar boyunca taşıyan Bektâşî dervişlerinin “teslim taşı” sembolizmiyle birleştirdik. Böylece dünyaya önem vermemenin, kural tanımamanın, otoritelerden ve törelerden bağımsız “ser-âzad” gezinmenin tasvirini sunmaya çalıştık.




















Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.