Ne Süleymân’a esiriz ne Selîm’in kuluyuz
Kimse bilmez bizi bir şâh-ı Kerîm’in kuluyuz
Hayretî
“Başıbozuk” askerleri, Osmanlı ordusuna gönüllü olarak katılan dağınık birliklerdi. Dobrucalılar, Kazaklar, Tatarlar, Çerkesler ve Türkmenlerden oluşan bu birlikler en önde giden, karşı tarafa en büyük dehşeti yaşatan bitirimler, maceracılar ve apaşlardı. Mısır’ın ilk Hıdivi; Kavalalı Mehmed Ali Paşa da başlangıçta, Mısır’ı işgal eden Napolyon Bonapart’ı oradan çıkartmak için sevkedilen başıbozuk askerlerinin kumandanı idi. Bu cesur gaziler, Avrupalıların daima ilgisini çekmiş, Avrupa dillerine “bashi-bazouk” gibi tabirler, lidersizliğin, düzensizliğin, deliliğin sembolü olarak yerleşmiştir. Tasvirini kullandığımız Jean-Léon Gérôme de başıbozukları resmetmeyi pek seven, resimlerinde sık sık bu tasvirlere yer veren oryantalist bir ressamlardan biridir. Orduda başıbozuklar 19. Yüzyıl’da ortadan kayboldu ise de “başıbozukluk” halk dilinde külhanbeylik anlamına gelmiş, başıbozuk kültürü daha sonraları Ege’deki efelerin, eşkıyaların kılık kıyafetine, hal ve tavrına yansımıştır. Başıbozuklar giyim kuşamları ile de hürriyeti yansıtırlar: üst üste bağlanmış yemeniler, sırta atılan Cezayir bornozları, beldeki kuşaktan fırlayan kamalar ve tabancalar… Dolayısıyla koleksiyonumuzdaki bu tercih “Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler” fehvasınca, hürriyetin, cesaretin, bir “baş”a bağlı olmamanın sembolü.


































Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.